Alemlere rahmet olarak gönderilen, o alemler ki, kendi nurundan yaratılan, iki cihan serveri , avamdan havasa gelmiş geçmiş bütün insanların en ekmeli , fahri kainat Muhammed Mustafa'ya (sas) ve O'nun her devirde insanlara örnek olan âl ve ashabına sonsuz salât ve selam olsun!
   Şeytan ve onu kendine dost tutanların Allah'a (cc) karşı verdikleri mücadele ilk olarak ilk insan Hz Adem (as) ile başlamış  ve kıyamete kadar da devam edecektir ve bu mücadele her devirde, her asırda farklı bir boyut kazanmış ve farklı yöntemlerle sahneye çıkmıştır.Günümüzde ise aynı mücadele "hadis inkarcılığı" olarak karşımıza çıkmaktadır.Büyük çoğunluğu müslüman olmasına rağmen, eğitim sistemindeki çarpıklıklar ve hayat şartlarının zor olması insanlarımızı İslamiyetin anlaşılması ve yaşanması konusunda olmazsa olmaz derecesinde önemli olan hadislerden uzaklaştırmış ve bunun neticesinde zaten  dillerine yabancı olan Kur'an toplumumuz tarafından anlaşılmaz bir kitap haline gelmiş ve bunu fark edip fırsat bilen din düşmanları toplumumuzu İslamdan tamamen uzaklaştırmak adına  hadis inkarcılığına başlamıştır.Bu kirli ve çok tehlikeli planı uygulamak içinde toplumumuz tarafından benimsenmiş kendi dostlarını sahneye sürmüşlerdir.
   'Kişi bilmediğinin düşmanıdır ' kâidesince hadis ilmine tamamen yabancı olan toplumumuz, din düşmanlarının da telkinleriyle şüpheye düşmekte ve zamanla maalesef sıhhat derecesi itibariyle Allah'ın (cc) ayetleri kadar sağlam olan hadisleri inkar etme gafletine düşmektedirler.Din düşmanlarının sahneye sürdüğü figüranlar kendi tarzlarına uygun olarak, kimileri hadisleri genel olarak inkar etmekte,  kimileri ise sahih ve hasen sahih olarak sınıflandırılan ve yaşadıkları her asırda kabul görmüş İslam alimleri tarafından doğruluğu teyid edilmiş sağlam kaynaklı hadislerin mevzu olduğunu iddia ederek İslam fıkhını derinden sarsma çabasına girmişlerdir.
   Son tahlilde toplumumuzu karşı karşıya olduğu  bu tehlikeli durumdan kurtarmak için devletin yetkili kurumlarına ve  toplum nezdinde değer atfedilmiş kanaat önderlerine çok büyük görevler düşmektedir.  Alanında yetki sahibi hadis bilimcileri,  gerek sosyal, gerekse yazılı ve görsel olarak bu konuda çalışmalar yaparak toplumumuza ulaşmaları ve ortalıkta gezen bilgi kirliliğinden  insanlarımızı kurtarmalıdırlar.
   Hicrî 2. asırdan itibaren başlayan hadis toplama ve neşretme usullerini halkımıza onların anlayacağı ve kabul edeceği tarzda ulaştırmalı ve zaten her geçen gün biraz daha uzaklaştıkları Kelamullah'ı yeniden ve doğru şekilde anlama ve yaşamalarını sağlamalıdırlar.
   Bununla da yetinmeyerek, hadis inkarcılarının toplumumuzu ve özellikle de gençlerimizi etki altına almak için kullandıkları sosyal medyaya karşı sorumluluğumuz altındakileri korumalı ve yönlendirmeliyiz.Toplumumuzun yapıtaşı hükmünde olan ailelerimizde çocuklarımızı bu konuda bilgilendirmeli,bunu yapamıyorsak en azından onlara güvenli kaynaklara ulaşmaları konusunda yardımcı olmalıyız.
Çaba bizden tevfik ve inayet Allah'tan (cc).
    Selam ve duâ ile !